 Maviden, turuncudan bahsedip de turuncuyu es geçmek ona ihanet gibi geldi. İlk gözağrım sarı; senin için bu yazı! "Sarı gülleri seversin,
Sarı karanfilleri seversin, Sarı kasımpatılarını, Sarı bir dünyayı seversin." Ümit Yaşar'ın Karanlıkların Çağırışı isimli şiirinin en güzel kısmı bu değil belki ama bana en uyan kısmı olduğu kesin. Adlarını bilmesem de bütün çiçekleri sevdim gerçi, ama daha farklı bir yere koydum sarı çiçekleri. Küçükken kokusu avucuma sinsin diye avuçlarımda sıktığım hanımelini, beyaz yapraklarına hayranken ortasındaki sarının da hakkını verdiğim papatyaları, gül denince ilk olarak akla kırmızı gelse de ille de sarı gülleri...Öyle sevdim ki...

Sadece çiçeklerle de kalmadı sarıya duyduğum sevgi. Çizmeye çalıştığım resimlere mutlaka sarı kattım. Hiç beceremezsem, sapsarı bir güneş boyadım. Her güneş açtığında, her sarı gördüğümde içime sıcaklık damladı sanki. Her defazında gülümsedim " Hala sarıysa mimozalar, onu unutamadığın içindir." diyen adamın sesine. Ufacık bir ayrıntıyla da olsa- köşede duran sarı bir vazoyla, çay içilecek sarı kupayla- hayallerimde de yerini buldu sarı. İlk göz ağrım sarı...Turuncunun ya annesi ya babası!...

Varsın sarı ruhsal bunalımın rengi desinler. Van Gogh'un sarı odalı resmini tanık göstersinler. Sarı hanımellerini koparmaya artık kıyamasam da, paletimde bir parça sarıyla harikalar yaratamasam da, hatta her yaz güneş inatla gözlerime alerji yapsa da bütün ilkler gibi sarı işte. Ne yaparsa yapsın, yürekte derinde. İlk göz ağrım sarı, senin içindi bu yazı!
|
• 2008-08-28 15:48:20 - mscsi