Başlığa bakınca ne alakası var diyebilirsiniz. Açıklayayım.
Akçay-Ören arası otobüs yolculuğu yapmış olanlar bilirler, belediyeler konuya tam bir çözüm bulamadıklarından iki ya da üç araç değiştirmek durumunda kalırsınız. Aslında oldukça kısa olan bu mesafeyi, aktarma yaparak katetmek zorunda kalmak yolcuların ortak şikayetidir. Ancak memnun oldukları otak bir nokta da vardr ki o da, Burhaniye Belediyesine bağlı otobüs şöförlerinin yolcuya karşı olan nazik davranışlarıdır.
Bu yıl İstanbul'dan bir arkadaşımla yaptım söz konusu yolculuğu. Tampon bölgede Burhaniye otobüsüne aktarıldığımızda "hoşgeldiniz"lerle karşılandık. Para verirken ineceğimiz yeri farklı söyleyip fazla para vermeyelim diye oldukça nazik bir şekilde uyarıldık. Yanımdaki arkadaşım, şöföre birden fazla soru sorduğu halde güleryüzlü yanıtlar almaya devam edince şaşkınlığını gizleyemedi. Aynı otobüslerde yolculuk yapmaya alışkın olan ben ise, bunun normal olduğu konusunda kendisini ikna ettim. Hatta önceki yıl başımdan geçen deneyimi aktardım. Yine bu otobüslerden birinde yaşça daha büyük olan bir şöför, uygun bir yerde kenara çekip yolculara kolonya ikram etmişti. Üstelik gençlerin ben tutayım tekliflerini kibarca reddederek.
Hal böyle olunca yolcular da "iyi günlerini, "kolay gelsin"lerini eksik etmiyor, ilişkiler karşılıklı şekilde sürüyordu.
Bu olay bana günümüzde pazarlamaya hakim olan bütün o kavramları düşündürdü: CRM (MİY-Müşteri İlişkileri Yönetimi), değer pazarlaması, ilişkisisel pazarlama, müşteri odaklılık, çağdaş pazarlama...Hepsi ne kadar karmaşık süreçlerdi ama temelde ne kadar da basitti! En basit ürün ya da hizmetten en karmaşığına, müşteri artık "adam yerine konulmak" istiyordu.
* Bu yazıda bahsi geçen Burhaniye Belediyesi'ne bağlı otobüslerde çalışan güleryüzlü personeli kutluyor, özelde şöförlere genelde tüm sektör çalışanlarına örnek olmasını diliyorum.
|